‘EROS’ İSİMLİ KEDİYİ ÖLDÜREN SANIĞA UYGULANAN ‘İYİ HAL İNDİRİMİ’ HUKUKEN NE ANLAMA GELMEKTEDİR?


‘Eros isimli kediyi 6 dakika boyunca tekmeleyerek öldüren İbrahim Keloğlan, ikinci kez yapılan yargılamada iyi hal indirimiyle 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Duruşma için adliyeye akın eden yüzlerce hayvansever karara tepki gösterdi. Kalabalığa çevik kuvvet polisi müdahale etti.

‘Eros’ ve birçok ceza dosyasında tartışma konusu olan ‘takdiri indirim nedenleri’ diğer adıyla ‘iyi hal indirimi ya da kravat indirimi’ nedir? Bu indirimi uyguladı diye yerel mahkeme hakimlerine yüklenmek doğru mudur?

Önce bu müesseseyi düzenleyen maddeye bir göz atalım. 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu madde 62 aşağıda yer almaktadır:

Takdiri İndirim Nedenleri

Madde 62- (1) Fail yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin varlığı halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine, müebbet hapis; müebbet hapis cezası yerine, yirmibeş yıl hapis cezası verilir. Diğer cezaların altıda birine kadarı indirilir.[19]

(2) Takdiri indirim nedeni olarak, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri (…)[20] göz önünde bulundurulabilir. (Ek cümle:12/5/2022-7406/1 md.) Ancak failin duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışları, takdiri indirim nedeni olarak dikkate alınmaz. Takdiri indirim nedenleri kararda gerekçeleriyle gösterilir.

Meşhur 1/6, fıkra 1 son cümlede düzenlenmiştir. Bu hükme göre maksimum 1/6 uygulanması gerekiyor. Yani daha düşük bir oran da olabilir, ancak daha az oranda indirim uygulandığında yerel mahkeme kararının bozulması çok yüksek bir ihtimal. Bunun için de yerel mahkemeler, ne olur ne olmaz, kararları yüksek mahkemece bozulmasın diye maksimum oranda indirimi uyguluyor.

Fıkra 2’de ise indirimi uygulamak için aranan sınırlı sebepler sayılmış; ancak ifadeler o kadar soyut ki ister istemez indirimin kapsamı genişlemekte. İşte bunun önüne bir nebze olsun geçmek için, yasakoyucu, bu fikraya aşağıdaki cümleyi ekledi:

‘Kravat taktı , indirimi kaptı!’ tepkilerini dindirmek için yakın zamanda bu degişiklik yapıldı. Bu cümlenin tercümesi şudur: Hatırı sayılır sabıkası bulunan sanık, usule uygun çağrıya uyarak değil de yakalama ile gelmiş ifade vermiş ama bir taraftan da kravatını takmış ve hiçbir duruşmaya katılmamış , hatta tüm duruşmalarda ‘Çok pişmanım, şimdiki aklım olsa yapar mıydım, hakim bey!’ deyip gözyaşlarına boğulmuş. İşte madde metni diyor ki; bu senaryoda sanığın şekli tutumuna kanma, indirimi uygulama!

Buna göre şöyle bir çıkarımda bulunabiliriz:

Sanık sabıkasız, gelmiş ifade vermiş, duruşmalara katılmış, mahkemeyi aldatmaya yönelik somut bir hareketi yok, indirimi alır. Her nekadar ‘takdiri’ dense de yerel mahkeme hakimi bu koşullar altında bu indirimi uygulamak zorundadır. Yoksa Yargıtay bu kararı bozar. Mevzuat ve yüksek mahkeme denetimi ile bağlı olan yerel mahkemeleri günah keçisi ilan etmek bu nedenle doğru değil.

Aşağıda, Yargıtay’ın bozma sebeplerine örnek teşkil edecek bir kısım içtihat alıntıları yer almaktadır:

‘…Sanığın geçmişte sabıkasının bulunmaması, duruşma tutanaklarına yansıyan olumsuz bir davranışının tespit edilememesi, böyle bir örgütle bağlantılı olmasından pişmanlık duyduğunu beyan etmiş olması gözetildiğinde ve “cezanın geleceği üzerindeki etkisinin” hususunun da takdiri indirim nedeni kabul edilebilecek kriterlerden olması karşısında…’

‘…Sanığın geçmişte sabıkasının
bulunmaması, suçunu kısmen kabul edip örgüt mensuplar ve faaliyetleri ile ilgili bir kısım bilgiler vermesi, duruşma tutanaklarına yansıyan
olumsuz bir davranışının tespit
edilememesi karşısında, dosya kapsamına uygun olmayan, “cezanın geleceği üzerindeki etkisinin” takdiri indirim nedeni kabul edilebilecek
kriterlerden olması da gözetildiğinde, yasal ve yeterli olmayan…’

‘…dosya kapsamına göre geçmişte suç işlediği tespit edilemeyen ve duruşma tutanaklarına olumsuz hali yansıtılmayan sanığın, soruşturma aşamasında pişman oldugunu beyan edip kısmen de olsa suçun açığa çıkmasına yardımcı olacak şekilde ifade verdiği anlaşılmakla sanık…’

Son olarak bir çıkarım daha yapalım: Toplum doğal olarak ‘savunmasız kedinin dövülerek öldürülmesi karşısında duygusal olarak tepki verip indirimi anlamakta güçlük çekmektedir. Ancak yürürlükteki mevzuat ve ceza hukukunun temel prensiplerini uygulamak zorunda olan mahkemelerin ne yazık ki eli kolu bağlı. Her nekadar Yargıtay’ a biraz yüklensek de asıl sorun aslında mevzuat. Bunun için; ‘Böyle hakim mi olur!’ demek yerine, ‘Böyle kanun mu olur!’ demek daha doğrudur aslında.