

Şık’ın eylemi normal şartlarda aşağıda yer alan suça vücut verir. Şık milletvekili olmasaydı TCK madde 125’te düzenlenen ‘hakaret’ suçu isnadıyla hakkında soruşturma başlatılacak ve altı çizili hükümler tartışma konusu olacaktı.

Ancak Şık, Anayasa madde 83/fikra 1 de düzenlenen Yasama Sorumsuzluğu zırhı altındadır.Ancak bu zırh onu sadece Ceza Soruşturma ve Kovuşturmasına karşı korur. Zarara uğrayan kişi/kişilerin hukuk mahkemelerinde ileri sürecekleri manevi tazminat taleplerine karşı korumaz. Bir de TBMM İçtüzüğü’nün uygulanmasına engel değildir. Nitekim kendisi kınama cezası almıştır. Dokunulmazlık gibi ‘kaldırılması’ söz konusu değildir. Yani bu zırh onu mezara kadar korur.

Şimdi Alpay’ın eylemine bir bakalım.
Alpay milletvekili olmasaydı Müessir Fiil (Yaralama) isnadıyla karşılaşacaktı. Haksız Tahrik de tartışma konusu olabilirdi. Peki Şık gibi, YASAMA SORUMSUZLUGU
onu da korur mu? HAYIR!

Madde ne diyordu? OY, SÖZ, DÜŞÜNCE diyordu! Ancak, Alpay korumasız mı kalacak? Elbette hayır. Bu defa YASAMA DOKUNULMAZLIĞI devreye girecek. Akp’nin çoğunluğa sahip olduğu TBMM dokunulmazlığı kaldırmayacağına göre Alpay’ın da şimdilik endişeleneceği bir durum yok, diyebiliriz.
⚖️⚖️⚖️
